Zonguldak Çaycuma, Sanat Atölyemiz ve Sergimiz 2018

03-14 Eylül 2018 tarihleri arasında Zonguldak‘ın Çaycuma ilçesinde çocuklarla sanat atölyeleri gerçekleştirdik. Daha önce 2010’da Sinop‘ta, öncesinde Zonguldak merkezde 2009 yılında İsveç Konsolosluğu dahil bir çok kurum destekli ve ZOKEV‘le de iş birliği içinde çalışmalarımız olmuş, harika geçmişti.  2003’te İsveç’te başlamış olan GOTLAND / İSVEÇ – Çocuklar ve Çocukların Sanatsal Gelişimi Konulu Sanat Seminerlerinin beşincisiydi Çaycuma’daki.  Bu kez Zonguldak Çaycuma Belediyesi ve Çaycuma Kent Konseyi desteği ile çalıştık

Oralara ilk olarak 1999‘da büyük Marmara Depremi‘nde madenci dostlarla tanışıp inanılmaz hızlarla tünel kazdıklarına tanık olduktan sonra hayranlık duyup gitmiştim. AKUT‘la ortak eğitimler gerçekleştirmek istiyorduk, mevzuatlardan olamadı maalesef

Ancak bir birey olarak çalışma ortam ve yöntemlerini, yani madenleri görme şansına sahip oldum, Kozlu’da yanılmıyorsam -450 m’ye kadar indik birlikte ve tahkimat sistemlerini, domuz damı vb yerinde gördük. Ekte Maden Müh. ve tarihçi, değerli @EkremZaman’la o zamanlardan bir fotoğrafımız

Çaycuma Belediyesi‘nin web sitesi müthiş… Tarihçesinden kültürel yapısına, turistik yerlerine, tarihi bölgelerinde yapılan kazılara kadar bir çok bilgiye ulaşmak mümkün https://caycuma.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=16&Itemid=130 

Milliyet gibi büyük gazetelerde de bu çalışmalarımızdan anlar aktaran haberler çıktı ama ben en çok şu aşağıdaki haberi sevdim: Belediye Başkanının açılış sırasında söylediği sözü habere taşımışlar: “Çaycuma’dan bir kuyruklu yıldız geçti”

Çalışma ortamımız dev bir mekandı. Aslen bir iş adamı olan Belediye Başkanı Sayın  Bülent Kantarcı‘nın, bir binasının 4. katı, bir süre öncesine kadar bir mobilya mağazasının kiralamış olduğu  bomboş dev bir mekan,  850 metrekare bir alan bir süre için bizim oldu

Başkanın basın danışmanı, gazeteci, ZOKEV yönetim kurulunun da üyesi değerli Ahmet Öztürk, bizim projenin de öğretmen hariç her şeyi olan Ahmet Bey, yer süpürmekten tavana duvara bir şeyler asmaya, malzeme, ekipman arayıp bulmaktan, kaldığımız misafirhaneden alınıp çeşitli yerlere gidip gelmemize kadar her şeyi organize etti sağolsun. Eğer o olmasaydı… İyi ki vardı, öyle diyeyim 🙂

Atölyemizden

Fotoğrafta İnci Mocan

Mekanımız hazır olduktan sonra 5-8 ve 8-12 yaşlarında iki grupla birlikte ve 100 kadar çocukla çalıştık orada. Onlara birlikte farklı teknikler deneyeceğimizi, çünkü esas olarak keşfetmenin(!) önemli olduğunu söyledik ancak hiç kimsenin yaptığı çalışmayı bize veya bir başkasına beğendirmesi gerekmediğini önemle vurguladık. “Yalnızca keşfediyoruz, güzel veya çirkin diye bir şey yok” Ve bu bağlamda ‘Saçmalamak serbest’ dedik, çocuklar akıllarına gelen farklı şeyleri, farklı teknik ve malzemeleri deneyebilecekti, yapılan çalışma veya çizilen resimlerin illa “anlamlı” olmasının da gerekmediğini vurguladık. İnsan bazen sadece karalamak ister!

İlerleyen günlerde çocuklar yer yer bu söylediğimizi bize hatırlattı: “Nasılsa saçmalamamız serbest” :)))

2 hafta süre boyunca çalışma ortamımız yaklaşık olarak şöyle bir şeydi. Gerçi zaman zaman yerde veya duvarda da çalışıyorduk…

 

Yalnız çocukların gün be gün yaptıkları çalışmalarını bırakıyoruz kuruyor ya, Belediye Başkanı, Sayın Bülent Kantarcı her akşam iş çıkışı gizli gizli gelip o gün neler yaptığımıza bakıyormuş meğer :)) Sık sık bizi ziyarete de geliyordu. İşte bir sefer geldiğinde o gün yaptığımız gökkuşağının önünde fotoğraf çektik hemen

Otoportreler ile “Sevdiklerim ve Sevmediklerim”

Çocuklardan sevdikleri ve sevmedikleri şeyleri yazmalarını istedik. Okuma yazma bilmeyenler bize söyledi, biz not aldık ve sonra aynı boyutlarda kesip dağıttığımız kağıtlara otoportrelerini yapmalarını istedik ve en sonunda da bu ikisini birleştirdik. 100 tane portre, tamamı tabii çok… Fakat bir iki tane ileteyim de şunların sevdiği ve sevmediği şeylere bir bakar mısınız lütfen? :))))

Örneğin birinin sevdikleri: Oyun oynamak, ders çalışmak, uyumak, arkadaş edinmek, resim çizmek Sevmedikleri: Ketçap ve mayonez, böcekler, sabretmek, ip  atlamak ve saç kestirmekmiş. Bir diğeri ise et, patates kızartması, hayvanlar ve doğanın yanı sıra doğal afetleri severmiş 🙂

Gökkuşağı büyük bir çalışma oldu. Sergi alanındaki duruşu şöyleydi, arkada… Atıklardan olan 3 boyutlu Çaycuma işlerinin arkasında yer alıyordu, büyük bir kartondan “robot”un hemen yakınında. Elif Hoca’nın ufaklık, İnci‘yle ve başka iki çocuğun yaptığı robotla hepimiz el ele poz verdik

Yapılış süreci duvarda gerçekleşti. Bir öğrenci de 3 yaşındaydı sahi, Defne 🙂  Onu da ekibe dahil etmek durumunda kaldık çünkü aşırı istekli olmasının yanı sıra aynen çalışma ortamının gerektirdiği üzere müthiş(!) de efendiydi.. En sağdaki o

Önceden hazırladığımız fonların üstüne kısmen çizip yapıp, kısmen saç kıyafet vb. yapıştırıp kuklalar yaptılar yüz tane. Birkaçı hariç hemen hepsi bizzat kendilerini temsil etti

Bizim kitapla birlikte… Şunu derhal Türkçe’ye çevirmem lazım, orada atölyeler ve iki tane kreş kurdular çok lazım, hemen çevirmem lazım kitabı

“3 Boyutlu Çaycuma”, Atıklarla İşler de yaptık

Çaycuma’nın doğal çevresi, belli başlı yerleri, önemli binaları vb. üzerine öncelikle konuşuldu. Manda yoğurdu, manda derken ciddi bir manda yoğurdu ve doğal tarım ürünleri üretim çiftliği inşa etme heyecanı ortalığı sardı. Atık malzemeler ana ekipmanlarımızdı. Boş kutular, meşrubat kapakları, ve daha neler neler…

    

Şu flört edenlere bakar mısınız lütfen? 🙂 Şu tuvalet kağıdı iç ruloları… Şunlara baksanıza ya çok tatlı değiller mi! :)))

Dışarı bakan manda nasıl? 🙂 Çitin üstünden çevreyi izliyor 🙂

Değirmen ve yine bir manda

Bu üç boyutlu olan en ateşli çalışmalardan biriydi. Yüksek heyecanlı çalışmalar sırasında alanda kulakları zaman zaman zorlayan bir uğultu vardı ancak anlamsız ya da kuru gürültü değildi, “üretim” heyecanıydı o. Bir kenarda “manda üretim bölümü” oluşturuldu ve oradaki çocuklar siyah kartonlar, Pritt (bazen ise sıvı yapıştırıcı) ve yer yer kalem kullanarak sadece “manda”lar yapıyorlardı. Dev çalışma mekânının diğer tarafından zaman zaman siparişler geliyordu “Bize bir manda lazım, bir tane daha yapar mısınız lütfen?” “Manda var mı manda?”

Bu çalışmalar ister istemez bir tür “safe space” çalışmasına dönüştü. Çiftlik yapanlar da oldu, kendi evini, odasını yapanlar da… İleride yapmak istediği villaları, çiftlikleri de yapanlar oldu. Yani ortak bir iş yapmaya geçmek eper zor oldu çünkü herkesin kendi kişisel alanıyla ilgili bir şeyler yapma önceliği vardı

Epey büyük bir heykel de yaptılar atıklardan, boş kutular vb. Birlikte süsledik üstünü

Planda olmayan bir çalışma ise yukarıda

Filyoslu Sanatçı Mehmet Türkçelik, sağolsun  bir gün atölyemize uğrayıp kışın sahilden toplayıp biriktirdiği, denizin aşındırdığı ahşap parçaları getirip bıraktı bize, başka bir gün onları çocuklara dağıttık, guaj boyalarla boyadılar. Kuruyunca her birinin üstüne isimlerini yazdık. Mehmet Bey’in bu tür çalışmaları ve hatta bir de maskları var, ben de “güç objeleri”ni severim, biraz Şamanik bir çalışma yaptım onlardan Kuruyup isimler yazılınca bu parçaları bir palmiye parçası üstünde birleştirdim ve bir tür “mezuniyet kütüğü” mantığında ancak sanki binlerce geçmişi olan, totem benzeri bir şey yaptım ve bu heykeli en sonunda Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’ya hediye ettik

(Şilili bir sanatçı vardı Juan Carlos, dünyayı gezerek bir yandan da küçük çocuklara totemler yaptırıyordu, bizim evde 3 ay kalmıştı, onu da düşünüp anarak tamamladım bu çalışmayı. Şimdi tekrar baktım da bir web sitesi, hakkında herhangi veri yok. Telefonunu zaten dakika başı kaybederdi, umarım öncelikle hayattadır ve iyidir bir yerlerde…)

Filyoslu Sanatçı Mehmet Türkçelik, 2 saat süre boyunca bizlerle oldu ve çocuklara mask, ve heykel yaparken çalışmanın detayları hakkında bilgi verdi. Nasıl da dikkatle izliyorlar… 🙂

Ahşap dokuma da yine önceden tasarlamış olduğumuz bir çalışmaydı. Ahşap çıtalar  kesilip çocuklar üstüne çizimler yaptı, son olarak onları belli bir sırayla alt alta birleştirdik

Çaycuma’nın Köklü Tarihçesi

En altta; Paflagonya işlendi ilk çağlarda ateşi keşfetmişlerdi, sonra gitgide gelişen bir toplu haline geldi orada yaşayanlar. Derken Frigya işlendi. Ardından Ege’den kavimlerin göçü işlendi. Filyos işlendi örneğin gemileri çizildi. Ardından Lidya, Romalılar işlendi; 1800 yıllık Kadıoğlu Roma mozaiklerinden üzümler, süs şeritleri, endemik balıklar. Devam eden süreçte ise Kurtuluş Savaşına yardım etmiş olan Çaycumalılar ve Zonguldaklılar çizildi. Bir ahşabın sağ tarafında kendiliğinden dikkat ederseniz delik var, bir öğretmen oranın hemen bir “maden girişi” olarak değerlendirilebileceğini gördü ve Zonguldak tabii :)) tam oradan çıkan bir tren çizildi, devamında da raylar; elbette kömür taşıyordu! Çaycuma Köprüsü’nün yıkılışı bir de değil, iki yerde işlendi. Köprü yıkılıyor, hemen yanından ise orada hayatını kaybedenlerin anısına dikilmiş olan heykel yükseliyordu. Çaycuma Belediye binası elbette yerini bulmuştu. Kentteki heykeller çizildi balerin, madenci ve manda yoğurdu üretimi yapanların heykeli, çizilmişti hep. Bölgeye özel bir hayvan olan manda da tabii unutulmadı çünkü manda yoğurtlarında bir numaraydı Çaycuma

Başkan, Sonja, Esin ve arkada Belçika’da yaşan Çaycumalı sanatçı değerli Erdoğan Mısırlı

Açılışımızdan

Birlikte çalıştığımız ekipten sırasıyla Nurdan Candan, Berna Çimsalan Özyurt, Figen Ramazanoğulları, Aslı Püren Yiğit (Defne’nin annesi), Elif Mocan, Gülşah Yumaksan ve Başkan’la birlikte

Açılış epey kalabalıktı. Belediye başkanına otoportreleri açıklıyoruz. En sağda Funda Tekin Özen

 

Çeşitli 3 boyutlu çalışmalar da var, onların tamamını tüm detaylarıyla ikinci kitabımızda açıklayacağız.  Psikodinamik çizimler, duygu resimleri ise detayına girilmesi gereken bir başka konu.

Strafordan da 3 boyutlu bir şeyler yaptılar. Cami yapan iki kardeş oldu, diğerleri hep oyun parkı, kendi odaları ve kendi evleriydi, ayrıca belediye binası ve kültür merkezi de vardı

Değerli Sanatçı, Sanat Eğitmeni ve Oyuncu Leyla Dombay da onca telaşı, atölye taşınması ve yeni üretim merkezi kuruluşu sırasında bir gün, iki saatini atölyede bizlerle geçirdi ve çocuklara gazete kupürlerinden kolajlar yapmayı gösterdi

“Denizin getirdikleri” çalışması yaptık, küçük rölyefler… Oradaki deniz kıyısından topladığımız çakıl taşları deniz kabukları vb. Aşağıda rölyefler, duvarda başkanın hediyesi

Başkan Paflagonya’dan itibaren çocuk gözüyle kendi tarihlerini inceliyor. Frigya, derken Roma dönemi, Kurtuluş Savaşı, yakın dönem ve bugün

Tel heykellerin önünden geçerken. Sergiyi geziyoruz

Sergi hazırlığı sırasında bir robotun önünde poz verenler oldu :)) İnci, Elif Hoca ve Mocan

Başkan açılışta konuşmasını tamamlayamadı çünkü evet, gün içinde tek tek görüyordu ama bir de düzenlenmiş şekilde bütününü bir arada görünce çocukların çalışmalarından müthiş etkilendi ve göz yaşlarını tutamadı, çok tatlıydı 🙂

Çocukların Değerlendirmeleri 

Tüm katılımcı çocukların kursla ilgili değerlendirmelerini aldık. Alfabetik sıraya göre daktilo ettik ve imlâ hatalarını düzeltmedik

Yüz kadar çocuğun ikisi hariç hepsinin yorumları son derece olumluydu. Kendimizi metheder gibi olmayayım olumlu olanlar bir yana, olumsuzdan söz edersek birine, “İyi bir yer ama bence daha ilginç şeyler olmalı” demiş olan çocuğa neyi beğenmemiş olduğunu, neyin daha iyi olabileceğini sorduğumuzda çok tutarlı bir cevap alamadık. (“Bilmiyorum ki! Annem bu sözü çok söyler”) “Etkinlikler çok basit ve az etkinlik var” demiş olan öğrenciyle ise maalesef görüşü hakkında konuşma fırsatı bulamadık çünkü bir daha denk gelip göremedik onu

“Buradaki her şeyi beğendim” diyenler ne mutlu ki çoktu, tamamına yakınıydı (98 çocuk)

Birinin özellikle vurgulayarak yazdığı şu ifadeyi de ayrıca önemsedik: “Kursun en hoşuma giden yanı, saçmayabilmemizdir”

“Kurs bir daha olsa tahtadan bir şeyler ve okul eşyaları yapılmasını isterim. Bu kursun yeniden açılmasını isterim. Kursun en hoşuma giden yanı, saçmayabilmemizdir. En sevmediğim yanı cumartesi pazar olmamasıdır. Diğer bütün yapılan şeyleri sevdim”

Yine olumlu ve belki de en detaylı yazmış olan çocuğun yazdığı koca paragrafta bizi en çok çarpan şu ifadeydi: “Bu kursun en önemli özelliği ve en sevdiğim özellik bir resmi çizip bu resmin aynısını çizin dememeleri çünkü bunun yüzünden çocukların hayal gücü kısıtlanıyo”

Çok kişi kursun tekrarlanması istediğini yazmış ve bizi mutlu etti. Sırf bu hedefle sergilenmek üzere eserler yapanlar da vardı. Ayrıca büyük gruptakilerden bir çocuğun yaptığı değerlendirmeyi okuduğumuzda gözlerimiz dolu dolu oldu

Atölyede yapıp öğrendiği çalışmaları bir gün çocukları olursa onlara öğretecekmiş. 8-10 yaşlarında olan bu arkadaş önce büyüyecekmiş de, eğer çocuk sahibi de olursaymış… 🙂 Söyleyecek söz bırakmadı bize

“Bu Çaycuma Sanat Atölyesi çok güzel hep istediklerimi burada yaptım, burada çok çok eğlendim. Bir gün çocuklarım olursa anlatcam onlarla beraber burda yaptığım evleri filan bir zaman onlarla beraber yapacağım bunları. Atölyede çok eğlendim. Bence atölye tekrar bir daha yapılmalı. Çok güzeldi evde boş boş oturacağıma burda çok eğlendim çok güzel şeyler öğrendim”

Harikaydı Çaycuma, oradaki çocuklar, öğretmenler, tüm oralılar, hepsi harikaydı

İlginize teşekkürler.

 

Çaycuma’dan biraz daha fotoğraf görmek ve bilgi için lütfen tıklayınız http://www.sanatkasifleri.com/2018/10/24/zonguldak-caycuma-tarihsel-bir-kent/

Hakkımızda çıkan haberler 

Çaycuma Çocuk Sanat Atölyesi Eylül 2018 – Haberler

https://www.haberler.com/cocuklar-sanat-atolyesinde-11206277-haberi/

http://www.safakgazete.com/cocuk-sanat-atolyesinde-finale-dogru-86485.html

http://www.habergazetesi.com.tr/haber/5318477/cocuklardan-muhtesem-sergi

http://www.caycumasanat.com/

http://67kentimiz5.blogspot.com/2018/08/caycuma.html

http://caycumahem.meb.k12.tr/

http://www.karar.com/zonguldak/cocuklardan-muhtesem-sergi-973712

http://www.habermerkezi.com.tr/egitim/cocuklardan-muhtesem-sergi/54236

https://twitter.com/Osman67176789/status/1045234055745286144

http://www.kdzereglihaber.com/haber/Sezon-kayitlari-basladi-/14456#h14456

http://kozlusanat.blogspot.com/

http://www.milliyet.com.tr/cocuklar-sanat-atolyesinde-zonguldak-yerelhaber-3015337/

http://www.milliyet.com.tr/cocuklardan-muhtesem-sergi-zonguldak-yerelhaber-3043547/

http://www.milliyet.com.tr/cocuklar-sanat-atolyesinde-zonguldak-yerelfotogaleri-30914485/

http://www.degisimmedya.com/cocuk-2-34180-haber.htm

http://www.safakgazete.com/kantarci-caycumadan-kuyruklu-yildiz-kaydi-87124.html

Zonguldak Çaycuma, Tarihsel Bir Kent

Zonguldak, Çaycuma’da bu kez ilçe belediyesi ve kent konseyi desteğiyle, oradaki çocuk ve gençlerle, resim, rölyef, kolaj ve atıklarla heykel atölyeleri yaptık: O kadar müthiş bir yerdi ki çalışmalarımıza değinmeden önce kenti anlatmak durumundayım, beni mazur görün lütfen…

Yalnız fotoğraflara bakıyorum da; sahi çocuklar müthiş işler çıkardılar, en sonda bir sergi açtığımızda belediye başkanı o kadar şaşırdı ki Belediye Başkanı Sayın Bülent Kantarcı açılışta konuşmasını tamamlayamadı çünkü gün içinde tek tek görüyordu ama bir de düzenlenmiş şekilde bütününü bir arada görünce çocukların çalışmalarından müthiş etkilendi ve göz yaşlarını tutamadı

Çok da tatlı biriydi. Aslında iş adamıymış meğer, bürokrat değilmiş, İnşaat Yüksek Mühendisi, ayrıca İş İdaresi bölümü de okumuş, orada göreve geldiği şu sadece birkaç yılda ise harika işler yapmış neredeyse İsveç’e gittiğimizi zannettik 🙂 Kaldırım neredeyse yok, çevre dostu kaldırımlar… Her yer bisiklet yolları

Her yer heykeller… Kentteki bisiklete binen en yaşlı adamın heykeli bile vardı!

Çaycuma’da 52 yıldır bisiklete binen emekli itfaiyecinin heykeli (http://www.hurriyet.com.tr/caycumada-52-yildir-bisiklete-binen-emekli-itf-40713936)

Ayrıca endemik, yalnızca oraya özel 30 civarında kuş türünün resimli panoları… Kent meydanında araç girmesi yasak olduğundan yalnızca şu sempatik golf arabalarından görüyordunuz ücretsiz, belediyenin halka sağladığı ulaşım desteği… Şu aşağıdakinden ve daha büyüğünden de vardı upuzun, sempatik bir tren gibi

Zaten kentteki çöp kamyonu dahi sempatikti, daha ne olsun… 🙂

Kent merkezinde Pamuk Prenses adında bir çocuk evi… Anne babaların çocuklarını götürüp bir iki saatliğine ücretsiz bırakabildiği, çocukların güvenle oynadığı bir ortam…

,

Kent Konseyi’nin yürümesine destek olup yönettiği “Paylaşım Noktası” vardı  herkesin artık giymediği kıyafetini, yenilediğinde artık kullanmadığı koltuk takımı, televizyon, elinde ne varsa bıraktığı… Mahalle toplanma yeri, dileyenlerin sembolik rakamlar ödeyerek düğün, nişan yapabildiği, doğumgünlerini kutladığı Mahfel’in de dahil olduğu bahsi geçen binanın fotoğrafı aşağıda, önünde de Sonja

Bayramlarda orası için tam şenlik yeri gibi oluyor diyorlar. Civar köylerden de gelenler oluyormuş hep, herkesin bayramlıklarını seçip aldığı, sonra da hediye paketleriyle yeni sahibine hazır hale getirdiği… Aşağıda Kent Konseyi Başkanı Berna Çimsalan Yurtbay, oradan da sorumlusu olan kişi, ekibiyle birlikte çok sıkı çalışıyorlar şu aşağıdaki merkez söz konusuysa örneğin; tüm gelen kıyafetleri yıkayıp, söküğü varsa dikip ütüleyip, mağaza gibi sergiliyorlar. Ev eşyaları ise çok yer tuttuğundan başka depolarda.

Bayram günü hayal edebiliyor musunuz şurayı? Çaycuma’ya bağlı olan  83 de köy var, az buz değil… Hediye paketleriyle gelmiş heveli, heyecanlı bir kalabalık, herkes birbiriyle öpüşüp bayramlaşıyor, hediyesini seçip hazırlayıp, yerini bir sonra gelene teslim ediyor

Çaycuma Belediyesi’nin web sitesi müthiş… Tarihçesinden kültürel yapısına, turistik yerlerine, tarihi bölgelerinde yapılan kazılara kadar bir çok bilgiye ulaşmak mümkün https://caycuma.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=16&Itemid=130

Kadıoğlu köyünde Ambrosia mozaikleri var, 1800 yıllık Roma dönemi mozaikleri. Ortaya çıkarılması için kazı çalışmaları devam ediyor

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Kadıoğlu Köyü’nde, sera yapmak için kazı yapıldığı sırada  Zeugma benzeri tarihi eserler ortaya çıktı (Serkan Şeker, Serhat Demir Zonguldak İHA)

3200 yıllık Antik Teion Billaos Kenti ve Filyos Kalesi de orada desem? 🙂

Ve 1300 metre uzunluğundaki Çayır Köyü Su Mağarası da var

Belediye Binası zaten tarihi bir binaydı. Öğretmenevi ve Atatürkçü Düşünce Derneği’nin bulunduğu bina da öyleydi.  Çaycuma’dan Zonguldak’a maden işçilerinin yürüdüğü yaya yolları. 150 yıllık yollar… Yol boylarında ırmak kenarında değirmenler… Çaycuma’da ırmak boylarından çamurda, batak yerlerde mandalar… Manda yoğurdu zaten meşhur. Çaycuma’nın içinden geçen İlyos Irmağı. “Kayıkçılar”, “Gemiciler” gibi köy isimleri var. Bu ırmak boyundan içeriye gemilerin girdiği, bağlandığı söyleniyor ve gemicilerin palamarları bağladığı babalar bile bulunmuş. Meşhur “Serme Ekmeği”,  eskiden at yarışlarının, şimdi uçurtma şenliklerinin yapıldığı çayır

Çaycuma köprüsü (tarihi tahta köprü)

Halen askerin kullanımında olan Seka Kâğıt Fabrikası

Tarihi okul=> 1948 yılının başında dispanser olarak kullanılmakta olan eski ilkokul binasının onarılıp ortaokula tahsis edilmesine karar verilir. Halk, Yüzbaşı Cevat Rıfat’ın Kurtuluş Savaşı yıllarında yaptırdığı okulun, ortaokul olarak faaliyete geçmesi için aralarında para toplar, eski ilkokul binasını tamir ettirir. Çaycuma Ortaokulu, 29 Ekim 1950’de, Cumhuriyet Bayramı’nda açılır. Bu okula 1972 yılında lise statüsü kazandırılır. Halen Nihat Kantarcı Anadolu Lisesi olarak faaliyetlerini sürdüren okul, 2013-2014 öğretim yılında İstasyon mevkiindeki yeni binasına taşınır

1937’de tarihi havaalanı kullanıma açılmış ancak şu an yalnızca yurtdışı seferleri yapıyor, Almanya’dan buraya

Muhteşem bir kent, harika bir doğa, lütfen fırsat bulursanız orayı görün. O kadar etkilendik ki nasıl fırsat yaratıp tekrar gitsek diye düşünüp duruyoruz 🙂

İlginize teşekkürler.

Daha önceden, 2009 senesinde gerçekleştirmiş olduğumuz Zonguldak’taki sanat atölyelerimizle ilgili bilgi için lütfen tıklayınız http://www.sanatkasifleri.com/2018/01/09/hello-world/

2009 yılından Zonguldak’taki Sanat Atölyelerimizden

Daha çok yeni, 03-14 Eylül 2018 tarihleri arasında Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde çocuklarla sanat atölyeleri gerçekleştirdik. Daha önce ise Zonguldak merkezde 2009 yılında İsveç Konsolosluğu dahil bir çok kurum destekli ve ZOKEV’le de iş birliği içinde çalışmalarımız olmuş, yine harika geçmişti

2009’dan Sonja ve Esin. Bu fotoğrafımızı kitabımızın giriş bölümünde de kullandık

Oralara ilk olarak 1999’da büyük Marmara Depremi’nde madenci dostlarla tanışıp inanılmaz hızlarla tünel kazdıklarına tanık olduktan sonra hayranlık duyup gitmiştim. AKUT’la ortak eğitimler gerçekleştirmek istiyorduk, mevzuatlardan olamadı maalesef

Ancak bir birey olarak çalışma ortam ve yöntemlerini, yani madenleri görme şansına sahip oldum, Kozlu’da yanılmıyorsam -450 m’ye kadar indik birlikte ve tahkimat sistemlerini, “domuz damı” vb hepsini yerinde gördük. Aşağıda Maden Müh. ve tarihçi, değerli @EkremZaman’la o zamanlardan bir fotoğraf

Geçen sefer ana destekçimiz İsveç Konsolosluğu, ayrıca SKYGD , ZOKEV, Rotary, Zonguldak Çevre Koruma Derneği gibi kurumlar bizi desteklemişti

Geçen seferden, Zonguldak merkezdeki çalışmalarımız ile sergimizden birkaç fotoğraf

2009’dan birlikte bir toplu fotoğraf

Aradan bunca zaman geçti, arada çok farklı şeyler yaptık ancak Zonguldak’taki dostlarla asla kopmadık

İlginize teşekkürler.

Sonja ve Esin Tanrısever